Admin

Buraya Bakınız
Yönetici
Canlıların etkileşim halinde oldukları her bir doğa parçası ekosistem olarak ifade edilmektedir. Hava, toprak ve su gibi çevre bileşenleri ve bu bileşenlerin sürdürülebilirliği tüm canlılar ve yer kürenin geleceği açısından oldukça önemlidir. Ekosistemdeki her canlı birbirine hayat bağıyla bağlıdır. Dolayısıyla sistemin bir kısmında meydan gelen bozulma zamanla tüm sistemi etkilemektedir.

Su, ikame edilemez olması sebebiyle diğer çevre bileşenlerinden ayrılmaktadır.

Zira su, su çevrimi yoluyla makro anlamda yaşamın, mikro anlamda ise ekonomi döngüsünün temel dinamiğini oluşturmaktadır. Tarih boyunca medeniyetler su kıyılarında ya da suya yakın bölgelerde kurulmuş ve gelişmişlerdir. "Irmaklar arasındaki toprak" anlamına gelen Mezopotamya'da bundan yaklaşık 7500 yıl önce ilk kez sulu tarım yapılmış ve suyun toprak ile buluşması insanlık adına yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur (Klare, 2009: 228).

Suya duyulan ihtiyaç; kaynakları kullanmayı sağlayabilmek için teknik, su taşkını ve tarımsal faaliyetlerin kontrol edilmesini sağlayabilmek için bilimsel, su yönetimi ve paylaşımında adaleti sağlayabilmek için hukuki ve siyasi gelişmeleri beraberinde getirmiştir.

vietnam-3059666_1200-min.jpg


Geçmişten günümüzde dek, su kaynaklarının kullanımı ve yönetimi tüm devletlerin öncelikli görevleri arasında yer almış ve hemen her dönemde su yasaları yoluyla su kaynakları koruma altına alınmıştır. Denizli'de birçok ilçe ve mahalleyi kapsayan Laodikya arkeolojik sit alanında yapılan çalışmalarda Roma İmparatoru Traian (M.S. 98-117) döneminde oluşturulan bir su yasası gün yüzüne çıkarılmıştır.

M.S. 114 yılına ait olduğu belirlenen ve Laodikya Meclisi tarafından hazırlanan su yasasında; suyun kirletilmesi, su yoluna zarar verilmesi, mühürlenmiş boruların açılması gibi durumlarda kişilere ağır cezalar verileceği, kente ait suyun kentliler tarafından en doğru şekilde kullanılması, satılacak suyun ise en adil şekilde 2 paylaşılmasını sağlamak için, kentteki en adil kişinin seçilmesi gerektiği gibi maddeler bulunmaktadır (Boyacı, 2015).

Endüstri Devrimi, küresel ekonomi sistemindeki önemli dönüm noktalarından biri iken, çevre sorunları açısından bir kırılma noktasıdır. Endüstrileşme süreci ile başlayan ve günümüze kadar devam eden ekonomik faaliyetler ülkelerin büyüme ve kalkınmalarını sağlarken aynı zamanda çevresel sorunlara yol açmıştır. Bu süreçte fabrika sayılarındaki artış kent nüfusuna yansımış, genellikle ulaşım, balıkçılık, tarım ve günlük ihtiyaçlar gibi sınırlı alanlarda kullanılan suyun; teknik ilerlemeler, nüfus artışı ve buna bağlı olarak artan ihtiyaçlar dolayısıyla kullanımı artmış ve su kaynakları üzerinde baskılar oluşmaya başlamıştır.

20.yüzyılda yaşanan ekonomik gelişmeler baş döndürücü bir hızla gerçekleşmiş ve doğal kaynaklarda meydana gelen tahribat göz ardı edilmiştir. Endüstri Devrimi ile başlayan üretim rekabeti ve küresel ekosistem dengesinin tahrip olmasına yol açmıştır.

Nobel ödüllü atmosfer kimyageri Paul Crutzen' e göre yaşanan değişim ve dönüşümler dünyanın yeni bir jeolojik çağa girmesine sebep olmuştur. Crutzen, içinde bulunduğumuz, Endüstri Devriminden bu yana etki alanı büyük bir hızla genişleyen küresel çevre sorunlarının yaşandığı bu çağı, "Antroposen Çağ (İnsan Çağı)" olarak adlandırmaktadır (Turhan, 2013: 35-36).

Yeryüzünün önemli bir bölümü sularla kaplı olmasına karşılık kullanılabilir su miktarı oldukça azdır. Ancak su döngüsü sayesinde mevcut kullanılabilir su, tüm canlıların yaşamlarını sürdürebilmelerine imkân vermektedir. Ekonomik büyüme ile ekosistemin korunması ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması insan ile doğayı karşı karşıya getirmiştir. Bunun sonucu olarak doğal sebeplerin yanı sıra insan faaliyetlerinin yol açtığı zararlar, sınırlı olan su kaynakları üzerinde baskı oluşmasına ve küresel su sorunlarının yaşanmasına sebep olmuştur.

Su kıtlığı, küresel çevre sorunlarının en önemli maddelerinden biridir.

Kişi başına düşen su miktarı ile ölçülen ve çeşitli indeksler yardımıyla değerlendirilen su kıtlığı dünyanın birçok bölgesinde etkisini göstermektedir.

Su kıtlığının temel nedenlerini; küresel iklim değişikliği, kuraklık, ormansızlaşma, fosil yakıt kullanımının artması, tüketim alışkanlıklarının değişmesi, ekonomik büyüme, küresel nüfus ve 3 kentleşme oranının artması, kirlilik, kişisel su kullanım bilincinin oluşmaması, kaynaklara uygun olmayan ve siyasi anlayışlara göre şekillenen su yönetimi politikaları oluşturmaktadır.

Kuzey Çin, Asya ve Afrika'nın büyük bölümü, Orta Doğu, Avustralya, Güney Amerika kıtası ile Meksika'nın bazı bölgelerinde içilebilir su kaynaklarının tükenmekte olduğu belirtilmektedir. Yeryüzündeki sabit su arzına karşılık talep her geçen gün artarken, 2050 yılına gelindiğinde artan dünya nüfusunun yalnızca beslenebilmesi için su kaynaklarının % 80 artması gerektiği ifade edilmekte ve bu suyun nereden temin edileceği konusu belirsizliğini korumaktadır (Barlow, 2009: 21).

Su kıtlığı gıda krizi ve kitlesel göçler gibi sosyal, ekonomik ve siyasi birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Tarım sektörü, su kıtlığının devam etmesi veya olağanlaşması durumunda öncelikli olarak etkilenecek ve bu durum gıda krizlerinin yaşanmasına yol açacaktır.

Tarihsel süreçte su kıtlığı ve kuraklığın kitlesel göçlere sebep olduğu bilinmektedir.

Günümüzde susuzluk sorunu sebebiyle bölgesel düzeyde gerçekleşen göç hareketlerinin, gereken önlemler alınmadığı takdirde küresel bir hal alması kuvvetle muhtemeldir.

1970'li yılların sonlarından itibaren uygulanan neo-liberal politikalar ile uluslararası ticaretin önündeki engeller kaldırılmış ve dünyada yeni bir dönem başlamıştır. Küreselleşme süreci, bir anlamda yeni bir ekonomi döngüsü yaratmış, su "kıt kaynak" olarak nitelendirilerek meta olmasının önü açılmış ve küresel ticaretin bir parçası haline getirilmiştir. Bu durum su kullanımında yeni sektörler ve yeni faaliyet alanlarının açılmasına yol açmıştır.

Suyun kaynaktan alınarak evlere ulaştırılması için gereken teknik altyapı hizmetleri, artan kent nüfusuna bağlı olarak geliştirilen kanalizasyon hizmetleri, şişelenmiş olarak kullanıma sunulan sular, çeşitli amaçlarla ve özellikle enerji temini için inşa edilen barajlar, su kullanımından doğan faaliyet alanlarının başlıcalarıdır. Bütün bu hizmetlerin sağlanması, tüketici için belirli bir fiyatlandırmayı gerektirirken, hizmet sağlayıcılar için -özel veya kamu- belirli bir fayda-maliyet dengesi oluşturulmasını gerektirmiştir.

4 Yeryüzünde su dağılımı farklılık göstermektedir.

Bu sebeple, temiz suya erişim her bölgede aynı kalite ve standartta sağlanamadığından, dünya üzerinde milyonlarca insan yeterli su ve su hizmetlerinden yoksun olarak yaşamaktadır.

Suya erişimdeki adaletsizlikler, su hizmetlerinin özelleştirilmesi ve yüksek fiyatlar dünyanın birçok bölgesinde halk hareketleri ile karşılık bulmaktadır. Hizmet sağlayıcılar ile kullanıcılar arasında yaşanan gerilimler su kullanımına ilişkin farklı yaklaşımların benimsenmesine yol açmıştır.

Bu yaklaşımlardan en dikkat çekeni ise su hakkı yaklaşımı olmuştur. Su hakkı yaklaşımı, suya erişimin temel insan hakkı olduğunu ve kanun koyucular ile uygulayıcıların bu temel hakkın uygulanmasını sağlamakla yükümlü olduğunu ifade etmektedir.

Suyun paylaşımı ve kullanımı tarih boyunca birçok savaşa sebep olmuştur.

Su varlıklarının sınırlı ve tükenme eğiliminde olmasının yanı sıra bir savunma ve kontrol aracı olarak görülmesi suyu aynı zamanda stratejik bir unsur haline getirmiştir. Orta Doğu, su sorunları açısından en dikkat çeken bölgelerden biridir. Zengin petrol rezervlerine karşılık, su rezervleri tükenmekte olan Orta Doğu' da Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi zengin ülkeler deniz suyunu arıtma yoluyla kullanılabilir su elde ederken, fakir ülkelerin geleceğinde ise su konusunda belirsizlik hâkimdir.

Temiz ve kullanılabilir su miktarındaki azalma, su kaynaklarının petrolden daha değerli hale gelmesini sağlarken, birçok çalışmada yaşanan su krizlerinin "su" dan savaşlara dönüşme riskinin bulunduğu ifade edilmektedir.

Küresel su sorununa yönelik çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yapılmaktadır.

Su sorunlarının çözümüne yönelik ortaya atılan ve alternatif yöntem olarak değerlendirilen sanal su ticareti, ülkelerin etkin su politikaları yapmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda ülkeler, ülke içinde uyguladıkları politikalarla mikro anlamda su tasarrufu sağlarken, sanal su ticareti yoluyla da makro anlamda su tasarrufu sağlayacaklardır. Sanal su ticareti aynı zamanda ülkelerin gıda güvenliğini sağlamaları ve tarım üretimini artırabilmeleri için bir çözüm olarak görülmektedir.

Uluslararası ticaretin temeli sayılan karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre su yoğun ürünlerde su zengini ülkeler karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptirler ve gelir elde etmek için sanal su ihracatı yapmaktadırlar.

Su fakiri ülkeler ise sanal su ticareti yoluyla su yoğun ürünleri ithal ederek su varlıklarında tasarruf sağlamakta ve su yoğunluğu 5 gerektirmeyen ürünlerden daha fazla üretme imkânına kavuşmaktadırlar. Dolayısıyla küresel sanal su akışlarının su zengini ülkelerden su fakiri ülkelere doğru yapılması halinde, bölgesel ve küresel su tasarrufunu sağlamak mümkün olmaktadır. Son otuz yıldır yoğun bir şekilde etkisi hissedilen küresel su sorunları, sanal su ticaretinin daha fazla gündeme gelmesini ve araştırma konusu olmasını sağlamaktadır.

Su kıtlığı sorununa dikkat çekerek uluslararası ticari ilişkiler bağlamında su tasarrufu sağlamanın bir yolu olarak, sanal su ticaretinin önemine yönelik bir tartışma yaratmaktır. Su kıtlığı meselesinin sosyal, siyasal, hukuki ve ekonomik etkiler yaratması, çalışmada bu konulara da değinilmesini gerektirmiştir.

Çalışmada açıklanmaya çalışılan su kaynakları ve su kaynaklarını etkileyen çevresel faktörler ekolojinin konusu iken, suya yön veren uluslararası kuruluşlar uluslararası ilişkilerin, su hakkı yaklaşımı ise kamu yönetiminin alanına girmektedir. Bu bağlamda disiplinler arası bir çalışma yöntemi benimsenmiştir.

Kaynak: Betül Şahin
 
Son düzenleme:

Reklam Alanı

Makale Paylaşım

Forum makalesi eklentilerine link dışında isim adres telefon numarası kişisel iletişim bilgileri paylaşmak kesinlikle yasaktır.

Banner

Forum istatistikleri

Konular
268
Mesajlar
282
Kullanıcılar
65
Son üye
seodoping
Üst